|
|
|||||||||||
![]() |
Şizofreni Üzerine bir Deneme
Bu yazımda biraz şizofrenin sebeplerinden birini incelemek istiyorum. Tabi ki burada yazacaklarım uzman bir doktorun veya tıp konusunda eğitim almış bir insanın yazısı değil. Sadece bu konular ile ilgili okuduğum kitaplar ve çevremde yaşayan insanların üzerinde yaptığım sessiz incelemeler, bana ait olan değerlendirme ve çıkarmış olduğum sonuçlar çerçevesinde olayı inceleyeceğim. Bu yüzden burada yazacaklarımın ne kadar bilimsel bir değer taşıdığı şahıstan şahısa değişecek bir görüştür. Şimdiden gösterdiğiniz ilgiye teşekkür ederim.
Çocukluk döneminde şahsın yaşamış olduklarının kişiliğinin gelişmesi üzerinde büyük bir rol oynadığı tartışılmaz bir gerçektir. Herkesin bildiği gibi; kişinin iş hayatı, evliliği, insanlar ile olan ilişkileri gibi sosyal durumlar çocukluk döneminde yaşanmış olan olayların, içerisinde bulunulmuş olan çevrenin büyük etkisi altında kalmakta ve bir ömür boyu bu etkiler çeşitli tezahürler ile açığa çıkmaktadır. Çocuk ufak yaşlarında kendisine ait bir dünyaya sahiptir, çevresini tanımakta, iletişim ve ilişki içerisinde bulunduğu şahıs ve nesneler için kendince tanımlamalar yapmakta ve bunları kendi dünyası içerisinde uygun yerlere oturtarak zaman ile aldığı eğitim ile birlikte dünyasını geliştirerek toplum ile ilişkilerini düzenlediği dış dünya ile bir bağlantı kurmaktadır. Çocuk kaçınılmaz bir gerçektir ki insanlardan etkilenir, kurgulamış olduğu dünya içerisinde istemediği karakterleri kötü, sevdiği ve hoşlandığı insanları iyi olarak tanımlar, bu dünyada kendi karakterini de bu iyi ve kötü alanlarının arasında bir yerlere yerleştirir. Bu durumda denilebilir ki kişilik oluşumu iddia edildiğinin aksine ergenlik dönemi ve sonrası değil aslında daha çocuk bir bebek iken başlamaktadır. İşte şizofreniye sebep olabilecek bir takım sebepler bu dönemde oluşabilir. Bunları incelemektense genel anlamda bir örnek vermeyi tercih ediyorum. Örneğin çocuk haksız bir şekilde şiddet altında ise dünyasında bu şiddete karşı olan ve onu aşan bir karakter oluşturur, bu karakter kendisine acı verenleri cezalandırmakta ve hatta onların acı çekmesinden zevk almaktadır, bu sadece çocuğum kendisine şiddet eğilimde bulunanlar için değil aynı zamanda başkalarına şiddet uygulayanlar içinde geçerli olabilir. Örneğin annesini sürekli döven ve azarlayan babaya karşı çocuk dünyasında bir baba cezalandırıcı şahıs oluşturabilir. Öte yanda çocuğun oluşturduğu bu şahıslar sadece onun kafasının içerisinde kişilik sahibidirler ve dış dünyaya şu an için çıkamamaktadırlar, aynı zamanda çocuk ezilmeye devam etmektedir de. Bu durumda zamanla çocuk ezilmemek için sürekli ağlamak veya yalvarmak, özür dilemek gibi bir yola başvurabilir, iki farklı karakter oluşumu başlamıştır artık. Zamanla çocuk içerisinde bulunan cezalandırıcıyı dışarı çıkarma yolları arar ve bunu hayvanlara eziyet etmek veya zayıfları ezmek olarak açığa verir. Bu noktada akla bir soru geliyor: madem çocuk haksız yere ceza görüyor o zaman oluşturduğu şahsında haksızlığa karşı olduğu düşünülürse bu davranışları nasıl izah edilebilir? Cevabı aslında basit; çocuk yapmış olduklarına kendisini haklı gösterecek basit sebeplere başvurmaktadır, "O sineğin kanatlarını koparıp yaktım, çünkü o pis ve kötü ses çıkarıyor", "Kardeşimi dövdüm, çünkü bana kötü bakıyor ve bana kötülük yapmak niyetinde." gibi örnekler verilebilir. Aslında çocuk yapmış olduğu hareketlerin çoğunda haksız olduğunu bilmekte ama bunu kendinde gizleyen bir üçüncü şahıs oluşturmakta onunla konuşarak kendisini teselli etme yoluna başvurmaktadır. Zamanla gerçek kişiliği parçalara ayrılmış ve ani değişimler ile birbirinden kopuk hareketler yapan bir şahıs ortaya çıkmaya başlar. Eğer çocuk bu dönemi bir şekilde çevresinden yardım görerek aşamaz ise normal bir kişilik yerine anormal bir oluşum vücut bulur, şizofrenin vaka açığa çıkar. Yukarıda ele aldığımız durum sadece aşırı şiddet, baskı gibi durumlar için söz konusu değildir kanaatindeyim, aynı kişilik bozuklukları ders çalışması için sürekli kendisine telkinde bulunan, veya yemek seçmemesi tembihlenen çocuklarda da açığa çıkabilir. Görülüyor ki çocuk terbiyesi gözüktüğü kadar kolay bir iş değildir. Çok fazla detayına girmediğim bu konuyu başka bir bakış açısından değerlendirmek istiyorum. Televizyon... Evet günümüzde evinde televizyon bulunmayan bir aile aramak samanlıkta iğne aramaktan daha zor bir olaydır. Hemen konuya girmek istiyorum; Çocukluk döneminde sürekli televizyon seyreden şahıs filmlerde gördüğü kahramanları sıkılınca kötü adamları, çizgi film karakterlerini taklit etmeye başlar, bu gayet açıkça herkes tarafından görülmektedir. Bir örnek vermek gerekirse; geçenlerde kavga eden iki küçük çocuk gördüm, birbirlerine vururlarken dışın duşun, pat, küt gibi efekt sesleri çıkarıyorlardı demek ki bu doğrultuda şartlanmışlar ve o sesler çıkmayınca kendileri çıkarma girişiminde bulunuyorlar, hatta sesler çıksa bile artık bu onlarda saplantı haline gelmiş ve kendilerini alamıyorlar. Bu örnek basitmiş gibi görünen ama arkasında korkunç denilebilecek gerçekleri barındıran bir bakış açısı için başlangıç noktası olabilir. Çocuklar zaman ile televizyonun etkisi altında, kafalarında oluşturdukları dünyada birçok karaktere bölünmekteler, bu karakterler; sadece iyiliğin ve kötülüğün temsilcileri olmaktan öte yaşanmak isteyen objeler haline dönüşüyorlar ve çocuk olmadık hareketler tavırlar içerisinde kendini kaybediyor. Geçtiğimiz günlerde vizyonda olan bir film: Mr. Bean. Bu filmde kahraman (nazara verilmemekte ama) izlemiş olduklarının etkisinde kalıp, iç dünyasını dışa her fırsatta vurmak için zaman zaman spastik, zaman zaman ise hayret verici davranışlarda bulunan bir kişiliğe sahip. Olay çok basit; kült televizyon kültürünün sıradanlığı ve etkileri mizahi bir şekilde eleştiriliyor aslında. Bugün etrafımızda televizyonun etkisi altında büyüyen çocuklarımızın ise Bay Bean'den pek bir farkları yok denilebilir. Evet, şizofrenin vakaların temelini inceleyelim derken nerelere geldik, aslında konumuzdan hiç kopmadık, kendi konumuzu incelerken büyük bir tehlikeye parmak bastık. Bu doğrultuda neler yapılmasının gerekliliğini bu yazıyı okumak zahmetin katlanmış olanlara bırakıyorum. Umarım ki yarınlarımız burada çizmiş olduğumuz karanlık tablo kadar kötü olmaz. Herkese teşekkür ederim.
|
PSİKİYATRİ
|